21:15
22 Eylül 2024
“Yürürlükteki Yönetmelikler ve Standartlar, Sahadaki Riskleri Minimize Etmenin En Güçlü Aracıdır”
Yazar: Eda GEDİKOĞLU
10 Feb 2026
Yüzme havuzları; estetik, konfor ve teknik güvenliğin aynı anda sağlanması gereken yüksek riskli yapılardan biridir. Tasarım aşamasında alınan kararlar, işletme sürecinde doğrudan insan sağlığını, enerji verimliliğini ve sistem güvenliğini etkiliyor. Havuz sektöründe 35 yılı aşkın saha tecrübesiyle öne çıkan PROMAK, bu süreci yalnızca ekipman üretimiyle değil; standartlara dayalı, sürdürülebilir ve bütünleşik bir su yönetimi yaklaşımıyla ele alıyor. PROMAK Genel Müdürü, Makine Mühendisi Ziya Çetin ile havuz projelerinde tasarım–işletme dengesini, sahada en sık karşılaşılan teknik hataları, standartların uygulamadaki önemini ve sektörün geleceğine dair öngörülerini konuştuk.
Yüzme havuzları; estetik, konfor ve teknik güvenliğin aynı anda sağlanması gereken yüksek riskli yapılardan biridir. Tasarım aşamasında alınan kararlar, işletme sürecinde doğrudan insan sağlığını, enerji verimliliğini ve sistem güvenliğini etkiliyor. Havuz sektöründe 35 yılı aşkın saha tecrübesiyle öne çıkan PROMAK, bu süreci yalnızca ekipman üretimiyle değil; standartlara dayalı, sürdürülebilir ve bütünleşik bir su yönetimi yaklaşımıyla ele alıyor. PROMAK Genel Müdürü, Makine Mühendisi Ziya Çetin ile havuz projelerinde tasarım–işletme dengesini, sahada en sık karşılaşılan teknik hataları, standartların uygulamadaki önemini ve sektörün geleceğine dair öngörülerini konuştuk.
İnovatif ve yenilikçi yaklaşımlarıyla yüzlerce projeye imzasını atarak turizm ve inşaat sektörüne katkıda bulunan PROMAK, uzun yıllardır havuz sektöründe teknik çözümler sunuyor. PROMAK’ın sahada edindiği tecrübeler, havuz projelerinde tasarım ve işletme süreçlerine nasıl yansıyor? PROMAK'ın sahada edindiği tecrübeler, havuz projelerinde tasarım ve işletme süreçlerine nasıl yansıyor?
Havuz sektörü, içinde bulunduğumuz 35 yıl boyunca muazzam bir gelişme gösterdi ve bu gelişim hâlen devam ediyor. Bu ilerlemenin yansıması hem niteliksel hem de sayısal olarak gerçekleşti. Çok net bir şekilde görülüyor ki; gelişmeye ayak uyduran, yenilikleri ve Avrupa normlarından bize sirayet eden standartları yakından takip eden, ürün gamını geniş tutan, nitelikli ve yeterli sayıda personel istihdam eden, dağıtım, montaj, servis ve kontrol ağını doğru şekilde kuran, dijital çağa uyum sağlamış, kurduğu sistemlerde sürekliliği temin eden, kalite yönetimi ile iş güvenliğini birlikte yürüten firmalar, açık pazarda rekabet koşullarına karşı çok daha dayanıklı hâle geliyor.
Her şeye rağmen, içinde insan faktörünün bulunduğu her sistemin birtakım zaaflar barındırdığı açıktır. Bu noktada tecrübeli iş insanlarının temel görevi, hataları mümkün olduğunca en aza indirmektir. Bunun için sistem ne kadar doğru kurgulanmış olursa olsun, öncesinde ve sonrasında ortaya çıkabilecek aksaklıkların, rahatsızlıkların, verimsizliklerin ve güvenlik zaaflarının mutlaka kayıt altına alınması; bu sorunların ciddi bir şekilde irdelenerek mevcut standartlar veya yürürlükteki regülasyonlarla eşleştirilmesi gerekir. Özellikle risk faktörünün son derece yüksek olduğu yüzme havuzu sektöründe bu çalışmaların hayati önemi bulunmaktadır.
Ben, hem uzun yıllar sektörde çalışmış hem de Ulusal Havuz Enstitüsü (UHE) bünyesinde görev yapan bir sektör temsilcisi olarak bu konuların üzerinde özellikle duruyorum. Birlikte çalıştığımız arkadaşlarımızla, üyelerimize yönelik önemli paylaşımları dernek çatısı altında düzenli olarak gerçekleştiriyoruz. Ayrıca ATRAX fuar alanında UHE olarak düzenlediğimiz bilgilendirme toplantılarında, yüzme havuzlarında tasarım ve işletme konularına dair çok önemli başlıklara değindik. Bu tür bilgilendirici organizasyonları, farklı alanlarda sürdürmeyi planlıyoruz.
Özellikle sektörümüzü yakından ilgilendiren standartlar konusunda ciddi bir bilgi ve ilgi eksikliği olduğunu gözlemledik. Çünkü sahada yaşanan olumsuz bir hadisenin, tüm sektör temsilcilerinde ortak bir negatif algı ve duygu yarattığını net biçimde hissettik. Saha tecrübemiz; teorik bilginin yanı sıra, pratikte karşılaşılan gerçekliklerle standartların uyumunu test etmemize ve bu doğrultuda geri bildirimler sunmamıza da imkân tanımaktadır.
Böyle bir girişten sonra sorunuza gelecek olursak; yukarıda ifade ettiğim tüm bu hususlar ışığında, 35 yıllık saha tecrübemiz, yürürlükteki yönetmeliklerin ve standartların önemini bize son derece net bir şekilde göstermiştir.
Promak olarak edindiğimiz tecrübeleri üç ana başlıkta değerlendiriyoruz:
Tasarım Aşamasında Entegre Yaklaşım: Artık sadece teknik çizim değil, işletme maliyetlerini ve bakım kolaylığını tasarımın merkezine koyuyoruz. Örneğin, makine dairesi konumlandırmasında sadece estetik ya da alan verimliliği değil, servis erişilebilirliği, kimyasal madde taşıma mesafeleri ve acil müdahale senaryolarını da dikkate alıyoruz. Tasarım da özellikle TS EN 15288-1, TS EN 13451 , TS 13661 standartlarından faydalanıyoruz.
Hibrit Sistem Tasarımları: Bazı durumlarda, tek bir dezenfeksiyon yöntemine bağımlı kalmak riskli olabilmektedir. Bu nedenle projelerimizde klasik klorlama ile UV, ozon gibi alternatif dezenfeksiyon yöntemlerini birleştiren hibrit sistemler öneriyoruz. Bu yaklaşım hem kimyasal kullanımını optimize ediyor hem de sistem güvenilirliğini artırıyor.
Operasyonel Sürdürülebilirlik: Tecrübemiz gösterdi ki, en iyi şekilde tasarlanmış sistemler dahi, yetersiz eğitimli personel tarafından işletildiğinde başarısız olabiliyor. Bu nedenle her projemizde, işletme personeline yönelik kapsamlı eğitim programlarını dijital desteklerle birlikte hayata geçiriyoruz.
Filtrasyon sistemlerinin tasarım değerleri ile sahadaki gerçek çalışma koşulları çoğu zaman birebir örtüşmüyor. TS EN 16713-1 ve TS EN 16713-2 kapsamında, kum filtreleri için önerilen yüzey yükleri ve sirkülasyon süreleri sahada ne ölçüde doğru uygulanıyor? Uygulamada en sık karşılaşılan teknik hatalar nelerdir?
Bu soru, sektörümüzdeki teori-pratik ayrışmasının en net görüldüğü alanlardan birini işaret ediyor.
Standart Öneriler vs. Saha Gerçekleri: TS EN 16713-2’ye göre kum filtrelerde maksimum yüzey yükü 50 m³/m²/saat olarak önerilirken, optimal performans için 30-35 m³/m²/saat tercih edilmelidir. Ancak sahada, maliyet baskısı veya alan kısıtı nedeniyle hatalı bir şekilde 60-70 m³/m²/saat'e çıkan uygulamalar görebiliyoruz. Bazı havuzlarda sirkülasyon süresi havuz hacminin 4 saatte bir tam olarak filtrelenmesini öngörürken, gerçek projelerde bu sürenin hatalı bir şekilde 8 saate kadar uzayabildiğini görüyoruz.
Sık Karşılaşılan Hatalar:
Yetersiz Hidrolik Tasarım: Pompa debisi hesabında basınç kayıplarının yanlış değerlendirilmesi, ters yıkama (backwash) debilerinin yetersiz kalmasına ve dolayısıyla filtre medyasının etkin biçimde temizlenememesine yol açmaktadır. Emiş ve basma borularının çaplarının, içinden geçen su hızının olması gerekenin çok üzerine çıkmasına neden olacak şekilde küçük seçilmesi ise hem basınç kayıplarının artmasına hem de verimin düşmesine sebep olmakta; bunun sonucunda filtrasyon kapasitesi azalmaktadır. Ayrıca uygun olmayan pompa–filtre eşleşmeleri de sisteme zarar vermektedir. Değişken hızlı pompalar ile otomatik çok yollu vanaların kullanımı, bu sorunların giderilmesinde ve sistem verimliliğinin artırılmasında çok önemli bir rol oynamakta; aynı zamanda ciddi oranda elektrik tasarrufu sağlamaktadır.
Filtre Medya Seçimi: Multi-grade medya sistemlerini doğru katmanlamadan uygulamak, medya karışmasına ve filtrasyon kaybına yol açmaktadır.
Filtre Hava Giderme Valfleri: Filtre tanklarında hava hapsi, filtrasyon yüzey alanını azaltıyor. Otomatik hava tahliye valflerinin bakımsızlığı bu sorunu kronikleştiriyor.
Makine Dairesi Tasarımı: Makine daireleri, havuz tesislerinin en riskli alanlarıdır ve çok disiplinli bir güvenlik yaklaşımı gerektirir. TS 13661 Standardı Gereklilikleri- Madde 4.1.8'e göre makine daireleri saatte minimum 4 kez tam hava değişimi sağlamalıdır. Bu, içerideki kirli havanın dışarı atılması ve temiz havanın içeri alınması anlamına gelir. Klor depolama alanlarında bu oran 15-20 hava değişimi/saat'e çıkarılmalıdır. Makine dairelerinde yeterli havalandırmanın yanı sıra, klor gazı birikimini önlemek için zemin seviyesinde hava sirkülasyonu kritiktir. Acil durum prosedürleri kapsamında, klor sızıntısı durumunda personelin müdahale adımları net şekilde tanımlanmalı ve makine dairesi girişinde görünür yerde bulundurulmalıdır.
“Tasarımcılar için TS EN 15288-1+A1, işletmeciler için ise TS EN 15288-2 standartları mutlaka edinilmesi gereken temel standartlardır”
Havuz projelerinde tasarım aşamasında alınan kararlar, işletme sürecini doğrudan etkiliyor. Tasarım aşamasında doğru planlanmayan ama işletme sürecinde büyük sorun yaratan detaylar neler? Estetik beklentiler ile teknik gereklilikler arasındaki denge, özellikle büyük projelerde daha da hassas hale geliyor. PROMAK olarak mimari estetik ile teknik güvenlik arasında sahada nasıl bir denge kuruyorsunuz?
Genellikle en pahalı hatalar, tasarım masasında yapılan küçük ama kritik göz ardıların sonucunda ortaya çıkar. Bu nedenle yapılması gereken ilk adım; proje sahibi, yükleniciler ve projeyi sahiplenen teknik kadronun bir araya gelerek işin planlama ve koordinasyon sürecini birlikte oluşturmasıdır. Bizim yaklaşımımızda, estetik kaygıların hiçbir zaman teknik donanımı ve insan güvenliğini riske atması söz konusu değildir. Bu nedenle karşılıklı fikir alışverişiyle projelerin sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde oluşturulması büyük önem taşımaktadır.
Makine dairesi ve denge tankı ölçülerinin yetersizliği, taşma oluklarının yanlış ölçülendirilmesi, estetik kaygılar nedeniyle makine dairesine erişimin kısıtlanması ya da olması gerekenden daha uzak bir noktaya konumlandırılması, havuz çevresi ve kanallarda drenaj eğimlerinin doğru yapılmaması, havuz içerisindeki keskin köşeler gibi pek çok kritik detay bulunmaktadır. Bu noktada tekrar hatırlatmak gerekirse; tasarımcılar için TS EN 15288-1+A1, işletmeciler için ise TS EN 15288-2 standartları mutlaka edinilmesi gereken temel standartlardır.
Yeni teknolojiler, mevcut standartların güncellenmesini zorunlu kılıyor. Önümüzdeki dönemde havuz standartlarında özellikle su arıtma, enerji verimliliği ve dijital izleme başlıklarında ne tür teknik revizyonlar bekliyorsunuz? Promak’ın su arıtma, enerji verimliliği ve dijital izleme sistemleri konularındaki yaklaşımını nedir? Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şu anki yürürlükteki çoğu standarttan faydalanıyoruz. Standartların ana amacı sistemlerin verimliliğini arttırmak ve kullanıcılara sağlıklı ürünler sunmaktır. Bu doğrultuda şirket olarak Avrupa standartlarını da yakından takip ediyoruz. Sahadaki bazı gereklilikler ve bazı meslektaşlarımızdan gelen talepler nedeniyle mevcut standardımız TS 13661’i bazı ilavelerle UHE ile birlikte yeniden değerlendirip onaya sunmak söz konusu olabilir. Dernek üyesi olarak bu konuda görüşlerimizi içeren bir sunumu derneğe iletmeyi düşünüyoruz.
“Evsel havuzlarda çevresel etki ve enerji verimliliği artık ölçülebilir ve denetlenebilir bir kriter hâline geliyor”
Havuz sektöründe standartlar, sertifikasyon süreçleri ve denetim mekanizmaları önemli bir çerçeve sunuyor. Sizce sektör genelinde bu standartlara uyum, sertifikalı uygulamalar ve kontrol noktaları konusundaki farkındalık ve bilinç oluştu mu? Bu konuda STK’lara, sektör paydaşlarına ve üniversitelere düşen görevler nelerdir?
Açıkçası, havuz sektöründe ciddi bir farkındalık ve uygulama açığı var. Bu durum, çok katmanlı bir yaklaşım gerektiriyor. Ben kendi adıma STK ve üniversitelerin bu çok hızlı büyüyen sektör için aşağıdaki gibi önemli çalışmalar yapması gerektiğini düşünüyorum.
STK'lar :
Üniversiteler:
İnşaat ve Turizm Sektörü:
Promak'ın Katkısı: Sektörel eğitim sorumluluğumuzun bilincindeyiz:
Standartlara uyum konusu açılmışken; Türk Standartları Enstitüsü, Eylül 2022’de EN 17645 “Evsel havuzlar – çevresel performans verimliliği, donanımların kullanımının performans değerlendirmesi, metodolojisi ve sınıflandırması” başlığıyla yeni bir standart yayımladı. Bu standart, evsel havuzların çevreye olan etkisini ve aynı zamanda performans verimliliğini, yani enerji tüketimini ölçerek, havuzları A’dan F’ye kadar bir derecelendirme sistemiyle sınıflandırmaktadır. Böylece hem yükleniciyi hem de işvereni, uygun malzeme kullanımı ve doğru sistem kurulumu konusunda daha sorumlu davranmaya yönlendirmektedir.
Standart henüz oldukça yeni olduğu için, hem Avrupa’da hem de ülkemizde önümüzdeki yıllarda evsel havuzların çevresel etkiler ve sistem verimliliği açısından denetleneceğini varsayabiliriz. Bu sürecin, sektörün gelişimi açısından son derece olumlu katkılar sağlayacağı açıktır.
2025 yılını geride bıraktık. 2025 yılı Türkiye havuz sektörü ve Promak için nasıl geçti? Önümüzdeki döneme dair planlarınız, hedefleriniz ve öngörüleriniz nelerdir?
2025 yılı, Promak için kalite yönetimi ve iş verimliliğini artırmaya yönelik daha dönüşüm odaklı bir yıl oldu. Amacımız, yalnızca bir havuz ekipmanı firması olmak değil; “Sürdürülebilir Su Sistemleri” kimliğine evrilerek havuzlar, spa sistemleri ve gri su geri kazanımı çözümlerini bütünleşik bir su yönetimi yaklaşımıyla ele almak ve sektörde yeni bir ekol oluşturmaktır. Teknoloji her geçen gün ilerliyor, beklentiler yükseliyor. Ancak temelde değişmeyen tek bir gerçek var: insanların güvenle ve sağlıklı suda yüzmesini sağlamak. Bu basit ama aynı zamanda son derece önemli sorumluluğun bilinciyle, Promak olarak yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz. Röportaj için teşekkür ederim. Sektörümüze ve standartlarımıza dair paylaştığımız bu görüşlerin, kısa da olsa, farkındalık yaratacağına inanıyorum.
Ziya Çetin , PROMAK
Popüler İçerikler
Yüzme Havuzlarındaki Son Trendler Neler?
21 Apr 2025
Poolmate Türkiye, Teknoloji ve Konforu Birleştiren Ürünleriyle Hem Verimli Hem de Kesintisiz Bir Havuz Bakım Deneyimi Sunuyor
Poolmate Türkiye, Teknoloji ve Konforu Birleştiren Ürünleriyle Hem Verimli Hem de Kesintisiz Bir Havuz Bakım Deneyimi Sunuyor
02 May 2025
Yeni Nesil Gizli Kanal Porselen Havuz Tutamakları: SUPERSTONE
03 Feb 2025
Dergimize reklam vermek ister misiniz?
Markanızın tanıtımını yaparak sektördeki yerinizi sağlamlaştırın
Şimdi İletişime Geçin